CAMİAYI KİMLER NASIL BÖLDÜ?
Türk Futbol Hakemliğinde ayrımcılığın ve ötekileştirme politikasının kimler tarafından ve bu kadar acımasızca yapıldığını, camianın nasıl bölünüp parçalandığını gözler önüne sereceğiz.
Bu günkü Resmi Hakem Yöneticilerinin nüvesini oluşturanlar 2006 yılı Ocak ayında yapılan Federasyon seçimlerinin hemen öncesinde yine iktidarda idi. 2006 Ocak ayında görevi, yeni atanan Mustafa ÇULCU Kuruluna devretmişlerdi.
2006 yılı Şubat ayında TFFHGD Şubeleri, Nisan ayında ise Genel Merkez Genel Kurulu yapıldı. O gün için muhalefete düşenler, TFFHGD Genel Kurulunda demokratik bir talepte bulunarak Dernek Yönetimi için aday oldular. Hakem Derneği için demokrasi adına güzel bir girişimdi. Sonuçta gayet güzel ve demokratik şenlik havasında geçen Genel Kurulda % 18 oranında oy alarak seçimi kaybettiler.
Fakat bu seçimi hezimetle kaybetmeyi bir türlü hazmedemeyen zamanın muhalifleri, yine demokratik haklarını kullanarak gizli gizli örgütlendiler ve genellikle üst düzeyde olmak üzere toplantılar yaptılar. Bunun semeresini ise 2008 yılı Şubat ayında yapılan Federasyon Genel Kurulu sonrası yeniden Resmi Hakem Yöneticiliğine atanarak gördüler.
Tüm camia bu güne kadar olduğu gibi bu Resmi Hakem Yöneticilerinin de camiayı kucaklamasını bekliyor ve başarılı olmalarını diliyordu.
Ancak gelişmeler hiç de beklendiği gibi olmadı. Yaşanmışları şöyle bir anımsayalım;
Göreve geldiklerinin ilk 10 günü içinde üst düzey hakemleri İstanbul’da topladıklarında, baş yönetici kendilerinin Dernekle ilgilenmediklerini hatta Derneği yok saydıklarını, Dernek Genel Kurulu için Eskişehir’e bile gitmeyeceğini, aktif hakemlerin de Dernek yöneticisi olmalarını doğru bulmadıklarını ifade etmişti. Mesaj açıktı, Hedefe Dernek ve Dernek Yöneticileri konmuştu, hakemleri pasifize ederek, sindirerek yavaş yavaş yol alınacaktı. Zaten Dernek Seçimlerine on iki aydan daha fazla bir zaman vardı. Kadrolaşma tamamlanınca düğmeye basılacak, Dernek teslim alınacak böylece karşılarına aldıkları kişiler tamamen yok edilecekti.
Esasen hakem camiasında bu güne kadar o denli keskin bir muhalefet oluşmamıştı, fakat Dernek dışındaki hakem yöneticileri öyle bir ayrımcılık, ötekileştirme ve asimilasyon politikası geliştirdi ki muhalefet kendiliğinden oluştu ve keskinleşti. İşte yöneticilerin hesap edemedikleri durum buydu.
Kendilerine aykırı gelen elbette ki eski TFF yönetimi ile MHK ve GTK üyeleriydi. Fakat bu kişiler kendi kontrol ve denetimleri altında değildi, bir başka ifade ile bu kişiler ne hakemdi ne de gözlemci. Varlıklarını hissettirmek için hedeflerine TFFHGD ve Yönetim Kurulu üyelerini koydular, tüm yönetimi yok etmeyi planladılar.
Dernek Yönetim Kurulu içindeki bazı üst düzey hakemlere görev verilmemesi emri aldıkları için bir noktada işleri kolaylaşmıştı. Fakat diğer bölüm Yönetim Kurulu üyesi hakemleri kendi yanlarına çekmeleri gerekiyordu. Nitekim gizli toplantılarda bu hakemleri maç ile tehdit ettiler. Bu hakemlerde kendi arkadaşlarına yapılanları görmekteydi.
Ne yazık ki, bugüne kadar görülmemiş acı bir savaş başlatarak birçok A, B, C ve CKY hakemine maç vermeme kararını uyguladılar. Böylece illerdeki Hakem Yöneticiliğine getirdikleri kişilere cesaret ve güç vermiş, onlara nasıl davranmaları gerektiğini örneklemiş oldular.
Örgütlenmelerinin önemli parçası gördükleri İl Hakem ve Gözlemci Resmi Yöneticilerinde hızlı bir değişiklik yaptılar. Elbette teknik bir yapıya sahip Resmi Hakem Yöneticileri için kendi çalışma arkadaşlarını ve ekibini seçme özgürlüğüne sahip olmalıydı, başarı için belki de bu gerekliydi. Fakat seçtikleri insanların çoğu uzun yıllardır hakem camiasından uzak kalmış olduklarından hem birçok açıdan yetersiz, hem de camianın bölünüp parçalanması için yönlendirilmeye açık kişilerdi. Böylece bölünüp parçalanma süreci başlamış oldu. İllerde hakem camiası artık ikiye ayrılmış, kalın çizgi buralarda da çizilmişti. İllerde de ötekileştirilen hakem ve gözlemciler görev alamaz oldular.
2007-2008 sezonu sonuna doğru 2008-2009 sezonu klasmanlarının planlaması yapılmaya başlandı. Hızla talimatlar değiştirildi, klasman sayıları azaltıldı. Ara klasmanlar kaldırıldı, klasman ve üst klasman kadrosu ve bunların yardımcı hakemleri kadrosu için klasman belirlendi. Askerlik şartı gibi saçma bir şart kişilere özel olarak son anda talimatlara eklendi.
Böylece istedikleri hakemi kısa sürede üst klasman kadrosuna alma, istemedikleri hakemi ise kısa yoldan İl hakemliğine itekleme imkânını talimata koydular, amaç belli idi. Nitekim hakemlik yetenekleri sınırlı olan ve tercih sebebi olarak rakiplerinden üstün oldukları hiçbir özellikleri bulunmayan evlat, yeğen, damat, komşu birçok kişi kadrolara alındı, buna karşın kadroyu daraltıyoruz diye birçok değer klasman dışı bırakıldı.
Derneği önemsemiyoruz, hatta yok sayıyoruz diyen Resmi Hakem Yöneticileri, özellikle 2009 yılı Şubat ayı içindeki TFFHGD Şube Seçimlerini nedense (?) gereğinden fazla önemsedi. Geçmiş yıllarda hiçbir şekilde bu kadar yaşanmayan yoğun müdahaleler oldu. Hatta Resmi Hakem Yönetiminin Başkan ve Üyeleri şehir şehir dolaşıp seçimler için baskı yaptılar. İllerde Hakem Yöneticilerinin yaptığı baskılar akıl alır gibi değildi. Ancak ilk defa bu baskı, tehdit ve vaatlere karşı önemli bir direnç görüldü. Yani birçok ilde seçimler kıran kırana geçti. Doğaldır ki bazı illerde ise tek liste ile seçim yapıldı. Sonuçta ilk defa seçimlerde Yönetim, karşısında bu ölçüde tepki veren hakem ve gözlemciyle karşılaştı.
Bu durum bile Yönetim Kademelerinde bulunanları “Erdemli” davranışa yöneltmedi. Aksine daha bir sert ve uzlaşmaz tavır sergilediler. Bir özeleştiri bile yapmadılar. Bu kadar önemli direncin nedenini araştırma gereği duymadılar. Aksine çoğunluğu kendi yandaşlarının oluşturduğu düşüncesine kapılıp baskıyı artırdılar, ayrımcılığı körüklediler. Karşı listelerde yer alanlar ile karşı listeleri desteklediğine inandıkları hakem ve gözlemcilere gerek profesyonel gerekse amatör maçlarda görev vermemekte ısrarlı davrandılar.
Sonuçta Resmi Hakem Yöneticileri Dernek Genel Merkez Yönetimine devam edenler ile illerde seçimi kazanan muhalifleri sindirmeye devam ediyordu. Genel Merkez Yönetiminde gerekli direnci göstermeyip istifa eden faal hakemler bir ölçüde koruma altına alındılar.
2008-2009 sezonu sonunda 2009-2010 sezonu planlaması için Talimatlar yeniden değiştirildi, bu değişiklik yetmedi 45 gün ara ile yeniden değişikliğe gidildi. 2009-2010 kadroları oluşturulurken yeniden büyük fiyasko yaşandı.
KH ve KYH kadrosuna çok az sayıda hakem alındı. Alınanların çoğunluğu torpilliydi ve yetenekleri sınırlıydı. Oysaki o kadroları hak eden onlarca deneyimli, performansı yüksek hakem dışlanmış oldu.
Ayrıca çok deneyimli ve kişilik sahibi hakem, somut verilere dayanmaksızın kadro dışı bırakıldı. İllerde hakemlik camiası fokur fokur kaynamaya başladı. Sorun yaşamayan hiçbir ilimiz kalmadı.
Kısacası Türk Futbol Hakemliğinin dibine bomba konulmuştur.
Ayrıca, Derneği zorda bırakmak için yapılması gereken tüm uygulamalar Resmi Hakem Yöneticileri tarafından uygulandı.
Bütün bu uygulamalarda Hakem Derneğinin bir işlevi, bir rolü, bir olumsuzluğu oldu mu? Elbette olmadı.
Ne var ki, bugün için Resmi Hakem Yöneticilerinin kendi elleri ve uygulamaları ile yarattıkları ayrımcılıkta, bölüp parçaladıkları hakem camiasında kendilerine muhalif gördükleri, ötekilileştirip dışladıkları hakemler ve gözlemciler ile Dernek Yönetimini suçlar bir politika yürütmeye çalışmaktadırlar.
Lütfen birileri çıksın Camianın bölünüp parçalanmasına Dernek Yönetiminin şu uygulamaları veya eylemleri neden oldu desin. Desin ki camia mensupları da kimin doğru kimin yanlış olduğunu görsün.
Biz buradan diyoruz ki; Camiamızın bölünüp parçalanmasında, insanların birbirine düşman edilmesinde Dernek Yönetiminin hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Buna karşın camiayı bölüp parçalayan, topluma kötülük tohumları ekenler açıkça görülmektedir.
Saygılarımızla…
TFFHGD. GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU