|
Avrupa liglerini izlediğimizde, Türkiye liglerinin ne kadar zor geçtiğini daha iyi analiz edebiliyoruz. Kulüplerimiz arasında yaşanan rekabet ortamı, oyuncularımızın teknik ve fiziksel performansları ve seyircilerin profili Türkiye liglerinin dünyanın en zor liglerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır.
Futbolcuların teknik ve fiziksel becerileri yanında sporcu sorumluluğunun aynı oranda gelişmediği bir gerçektir. Trilyonlara imza atan, kitleleri yönlendiren ve genç nesillere örnek olan bu futbolcuların, saha içi ve dışı davranışlarının ele alınması, üst düzeye çıkarılması için gereken hassasiyetin tüm kesimlerce gösterilmesi kaçınılmazdır. Sahaya çıkarken “Ne olursa olsun kazanmalıyım, kazanmak için her yolu denemeliyim.” düşüncesi spor etiğine uygun değildir. Rakibi ile mücadeleye girerken kendi sağlığı yanında rakibinin de sağlığını gözetmesi, rakibini kışkırtmaktan kaçınması sportmenlik gereğidir. Güçlü bir rakip ile sportmence mücadele herkese zevk verir. Duygu hazinesini tıka basa doldurur. Rakibini oyundan attırmak için vurulmuş gibi kendini yere atan, kıvır kıvır kıvranan, sonra da kalkıp depar atan oyuncuların her tür davranışları hakemin işini zorlaştırmakta, seyircilerin ve diğer oyuncuların yanlış yönlendirilmelerine neden olmaktadır. Bu tür davranışlar, bir yıldız gibi parlayan futbolumuza gölge düşürmektedir. Hakemlerden iyi bir yönetim, hatasız bir yönetim beklemek hepimizin hakkıdır. Ancak rol yapan, hakemi ve rakibi aldatan oyuncuların, sorumluluk çizgisinde durmayan teknik adamların, oyun alanına bıçak, cep telefonu, pet şişe, meşale, konfeti v.b. her türlü maddeyi atmaktan büyük keyif alan, oyunu ve rakibi bozmak için büyük iştahla her türlü küfrü kullanan seyircilerin, kalemşörlüğünü yaptığı takımın kazanması için haftalar önce senaryolar üreten sözde spor yazarlarının tahrikleri oldukça; hakemlerden hatasız maç beklemek, sağlıklı kararlar vermelerini beklemek insafsızlık olur.
Ligin sonu yaklaştıkça müsabakaların tansiyonu yükselmektedir. Sahalarımızda istenmeyen olayların yaşanmaması için herkesin ve her kurumun sorumluluk bilinci ile hareket etmesi şarttır. Yöneticilerin, teknik adamların, oyuncuların ve seyircilerin kendilerine yapılmalarını istemedikleri söylem ve eylemleri başkalarına yapmamaları gerekir. Oyuncuların rakip oyuncuya meslektaşı gözü ile bakması ve onun sağlığını, ekmek parasını göz önünde bulundurması gerekir. Takım kaptanlarının ve yıldız oyuncuların sadece teknik becerilerini sergilemeleri yetmez. İnsani yönlerini, arkadaşlık bilincini rakibe, rakip seyirciye, hakemlere göstermeleri bir zorunluluk değil midir?
Pozisyon zenginliği olan ve heyecan veren futbol izlemek istiyorsak; sportmenliği alkışlamalı, saldırgan ve centilmenlik dışı tavırlar sergileyen sporcuların karşısına dikilmeliyiz. Ancak bu şekilde futbolumuzun ve hakemliğimizin daha üst seviyelere taşınmasını sağlayabiliriz.
|